﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KaKşi.NeT</title>
	<atom:link href="http://www.kaksi.net/index.php?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kaksi.net</link>
	<description>Hayatım Roman Diyenler İçin</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Mar 2010 15:57:11 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Louis Royo 01 – 05</title>
		<link>http://www.kaksi.net/?p=623</link>
		<comments>http://www.kaksi.net/?p=623#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Mar 2010 15:57:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Faruk KAKŞİ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Resimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaksi.net/?p=623</guid>
		<description><![CDATA[




]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kaksi.net/wp-content/uploads/2009/08/Louis-01.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-517" title="Louis 01" src="http://www.kaksi.net/wp-content/uploads/2009/08/Louis-01.jpg" alt="" width="450" height="720" /></a><span id="more-623"></span></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kaksi.net/wp-content/uploads/2009/08/Louis-02.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-518" title="Louis 02" src="http://www.kaksi.net/wp-content/uploads/2009/08/Louis-02.jpg" alt="" width="442" height="480" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kaksi.net/wp-content/uploads/2009/08/Louis-03.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-519" title="Louis 03" src="http://www.kaksi.net/wp-content/uploads/2009/08/Louis-03.jpg" alt="" width="450" height="620" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kaksi.net/wp-content/uploads/2009/08/Louis-04.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-520" title="Louis 04" src="http://www.kaksi.net/wp-content/uploads/2009/08/Louis-04.jpg" alt="" width="450" height="700" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kaksi.net/wp-content/uploads/2009/08/Louis-05.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-521" title="Louis 05" src="http://www.kaksi.net/wp-content/uploads/2009/08/Louis-05.jpg" alt="" width="450" height="702" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaksi.net/?feed=rss2&amp;p=623</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nasıl Kaybettim</title>
		<link>http://www.kaksi.net/?p=621</link>
		<comments>http://www.kaksi.net/?p=621#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Mar 2010 15:47:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Faruk KAKŞİ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaksi.net/?p=621</guid>
		<description><![CDATA[“Severek asla bir şey kaybetmezsiniz. Ama hiçbir şey yapmadan durursanız, her zaman kaybedersiniz.”
Barbara De Angelis
Onu ilk gördüğüm günü asla unutamam. Susie Summers (büyüyü korumak için isim değiştirildi) bir rüya gibiydi. Pırıl pınl parlayan gözleri, sıcacık gülümsemesi ile kendisini tanıyan insanları (özellikle erkekleri) müthiş etkiliyordu.
Fiziksel güzelliği de büyüleyici olmasına rağmen ben onu her zaman gözle görülmeyen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em>“Severek asla bir şey kaybetmezsiniz. Ama hiçbir şey yapmadan durursanız, her zaman kaybedersiniz.”</em></p>
<p style="text-align: justify;">Barbara De Angelis</p>
<p style="text-align: justify;">Onu ilk gördüğüm günü asla unutamam. Susie Summers (büyüyü korumak için isim değiştirildi) bir rüya gibiydi. Pırıl pınl parlayan gözleri, sıcacık gülümsemesi ile kendisini tanıyan insanları (özellikle erkekleri) müthiş etkiliyordu.</p>
<p>Fiziksel güzelliği de büyüleyici olmasına rağmen ben onu her zaman gözle görülmeyen erdemleri nedeni ile hatırlayacağım. İnsanların dertlerini dert edinir ve onları hiç şikâyet etmeden dinlerdi. Mizah anlayışı sayesinde gününüzü şenlendirir ve güç anlarınızda her zaman doğru sözcükleri bulup kendinizi iyi hissetmenizi, sağlardı. Hem kızlar, hem de erkekler ona bir yandan hayranlık, bir yandan da saygı duyarlardı. O ise inanılmayacak kadar mütevazi idi.<span id="more-621"></span></p>
<p>Söylemeye gerek yok, peşinde birçok erkek vardı. Ben de bunlara dahildim. Bir gün onunla sınıfa kadar yürüdüm. Hatta bir keresinde, sadece o ve ben yemek yedik. Mutluluktan uçuyordum.</p>
<p>Sürekli, &#8220;Ah, ne olur Susie Summers gibi bir kız arkadaşım olsa&#8221; diye düşünüyordum. O zaman başka hiçbir kıza bakmazdım. Ama bu kadar müthiş bir kız elbette ki benden çok daha üstün birisi ile beraber olabilirdi. Öğrenci demeği başkanı olmama rağmen, kendime hiç şans tanımıyordum.</p>
<p>Mezun olarken ona elveda dedim.</p>
<p>Bir yıl sonra, bir alışveriş merkezinde onun en iyi arkadaşı ile karşılaştım. Boğazımda bir yumru ile Susie&#8217;nin nasıl olduğunu sordum.</p>
<p>&#8220;Nihayet seni unutmayı başardı&#8221; dedi. &#8220;Sen neden söz ediyorsun?&#8221; diye sordum.</p>
<p>&#8220;Sen ona çok zalim davrandın. Hep onunla sınıfa yürüyor ve onunla ilgilenmiş görünüyordun. Birlikte yemek yediğiniz günü hatırlıyor musun? Ertesi hafta belki ararsın diye telefonun başından ayrılmamıştı. Senin onu arayacağından ve bir randevu isteyeceğinden o kadar emindi ki!&#8221;</p>
<p>Reddedilmekten deli gibi korktuğum için hiçbir zaman ona duygularımdan söz etmemiştim. Ya onu arasa idim ve o da bana hayır dese idi? Olabilecek en kötü şey ne idi? Bana hayır demesi ve onunla birlikte olamamam. Peki şimdi ne oldu? ZATEN ONUNLA BiRLiKTE OLAMADIM! En kötüsü de ne biliyor musunuz?<br />
Büyük bir olasıkla bana hayır demeyecekti.</p>
<p><strong>Yazan:</strong>Jack Schlatter</p>
<p><strong>Kitabın Adı:</strong>T.S.Ç</p>
<p><strong>Kitabın Yazarı:</strong>Jack Canfield / Mark Victor Hansen / Jennifer Read Hawtgorne / Marci Shimoff</p>
<p><strong>Yayın Evi:</strong><a href="http://www.hyb.com.tr/" target="_blank">HYB Yayıncılık</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaksi.net/?feed=rss2&amp;p=621</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevgili Lise Aşkım</title>
		<link>http://www.kaksi.net/?p=619</link>
		<comments>http://www.kaksi.net/?p=619#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Mar 2010 15:46:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Faruk KAKŞİ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaksi.net/?p=619</guid>
		<description><![CDATA[Onu lisenin bahçesinde yürürken kim görürse görsün mutlaka fark ederdi. Uzun boyu ve ince yapısı ile Bruce James Dean&#8217;i andırırdı. Saçını aynı onun gibi alnından geriye tarardı. Hararetle bir şey tartıştığı zamanlar kaşlannı çatardı. Kibar, düşünceli ve ince ruhluydu. Hiç kimseyi incitemezdi.
Bense ondan korkuyordum.
Pek de akıllı olduğunu söyleyemeyeceğim erkek arkadaşımdan, birçok kez ayrılıp barıştıktan sonra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Onu lisenin bahçesinde yürürken kim görürse görsün mutlaka fark ederdi. Uzun boyu ve ince yapısı ile Bruce James Dean&#8217;i andırırdı. Saçını aynı onun gibi alnından geriye tarardı. Hararetle bir şey tartıştığı zamanlar kaşlannı çatardı. Kibar, düşünceli ve ince ruhluydu. Hiç kimseyi incitemezdi.</p>
<p>Bense ondan korkuyordum.</p>
<p>Pek de akıllı olduğunu söyleyemeyeceğim erkek arkadaşımdan, birçok kez ayrılıp barıştıktan sonra nihayet kesin olarak ayrılıyordum ki bir sabah okula giderken Bruce ile karşılaştım ve birlikte yürümeye başladık. Kitaplarımı taşımama yardımcı oldu ve beni birkaç kez güldürdü. Ondan hoşlandım. Gerçekten hoşlandım.</p>
<p>Ondan korkmamın nedeni çok akıllı olmasıydı. Ancak sonunda, ondan daha çok kendimden korktuğumu anladım.<span id="more-619"></span></p>
<p>Giderek birlikte daha çok yürümeye başladık. Dolabımın kapağının arkasından gizlice onu izler ve kalp çarpıntıları içerisinde beni bir gün öpüp öpmeyeceğini merak ederdim. Haftalar geçmesine rağmen beni hâlâ öpmemişti.</p>
<p>Sadece elimi tutuyor, sanlıyor ve kitaplarımın içine notlar koyuyordu. Bu notlarda 17 yaşında bir kızın anlaması çok zor olan bir kavrayışla sevgi ve tutkudan söz ediyordu.<br />
Bana kitaplar, kartpostallar ve notlar gönderiyor ve benim evimde oturup saatlerce birlikte müzik dinliyorduk. Benden Stevie Wonder&#8217;ın &#8221; Gözyaşlanma biraz neşe kattın&#8221; isimli şarkısını dinlememi istiyordu.</p>
<p>Bir gün işteyken ondan şöyle bir kart aldım: &#8220;Üzgün olduğum ve yalnız olduğum zaman seni özlüyorum ama seni en çok mutlu olduğum zaman özlüyorum.&#8221;</p>
<p>Bir gün de küçük kasabamızın ana caddesinde yürürken, otomobil kornaları ve dükkânların sıcak ve davetkâr ışıklan arasında &#8220;Bruce beni en çok mutlu iken özlüyor, ne tuhaf diye düşündüğümü hatırlıyorum.</p>
<p>Yanı başımda bu denli romantik, bu denli derin sözler eden, tartışan tarafların her ikisini de dinleyen, geç saatlere kadar şiir okuyan ve kararlarını dikkatle tartan bir arkadaş aslında 17 yaşında olmasına rağmen gerçek bir erkek kadar olgundu- olması tuhafıma gidiyordu. Onun içinde çok derin bir hüzün issediyor ama anlayamıyordum. Şimdi geriye dönüp baktığımda, bu hüznün lise çağına hiç uygun olmayan bir kişi olmaktan kaynaklandığını anlayabiliyorum.</p>
<p>İlişkimiz benim bir önceki erkek arkadaşımla olan ilişkimden çok farklı idi. Onunla bütün hayatımız sinemalar, patlamış mısır ve dedikodudan ibaretti&#8221; Sık sık küser ve başkaları ile çıkardık. Bütün okul bizim küsüp darılmalarımızla ilgilenir ve eğlenirdi. Pembe dizi gibiydik.</p>
<p>Bunları Bruce&#8217;a anlattığım zaman bana sarılır ve her şey yoluna girene kadar bekleyeceğini söylerdi. Sonra da bana bir şeyler okurdu. Bana Küçük Prens adlı kitabı veren de oydu. &#8220;İnsan doğruyu sadece aklının gözleri ile görür&#8221; sözcüklerinin altını çizmişti.</p>
<p>Ben de ona bildiğim tek yolla, tutku dolu aşk mektupları ve şiirler yazarak cevap verirdim. Böyle yoğun duygular daha önce hiç yaşamamıştım ama ona çok da belli etmek istemiyordum. Bu benim savunma mekanizmamdı. Benim ken-dişi kadar akıllı ya da.derin olmadığımı anlamasından korkuyordum.</p>
<p>Eskisi gibi sinemaya gitmek, patlamış mısır yemek ve dedikodu yapmak istiyordum. Bu çok daha kolaydı. Soğuk bir günde Bruce&#8217;a yolun ortasında durup eski erkek arkadaşıma dönmek istediğimi söylediğimi hatırlıyorum. Şımank bir kız sesi ile ona &#8220;Onun bana daha çok ihtiyacı var&#8221; demiştim, insan alıştığı şeylerden kolay vazgeçemiyor.</p>
<p>Bruce bana üzüntü ile bakmıştı. Kendinden çok benim için üzülüyordu. Taa o zaman o benim hata yaptığımı biliyordu.</p>
<p>Sonra yıllar geçti. Önce ben, sonra da Bruce üniversiteye başladık. Noel için eve geldiğim her zaman ona ve ailesine merhaba demeye gittim. Ailesi çok tatlı idi ve beni görmekten çok mutlu olduklarını belli ediyorlardı. Ailesinin davranışlarından Bruce&#8217;un beni affettiğini çıkanyordum.</p>
<p>Bir Noel tatilinde Bruce bana &#8220;Sen çok yetenekli bir yazardın&#8221; dedi. Annesi de onayladı. &#8220;Çok güzel yazıyordun, uma-nm yazı yazmayı sürdürürsün&#8221;.</p>
<p>&#8220;Ama siz nereden biliyorsunuz?&#8221; diye annesine sordum.</p>
<p>&#8220;Senin gönderdiğin bütün mektupları Bruce bana gösterirdi. Birlikte onlan hayran hayran okurduk&#8221; diye cevapladı.</p>
<p>Sonra babasının da başını salladığını gördüm. Oturduğum yerde utançtan kıpkırmızı olmuştum. Acaba o mektuplarda tam olarak neler yazmıştım?</p>
<p>Bruce&#8217;un yazdıklarımı bu kadar beğendiğini hiç bilmiyordum.</p>
<p>Sonra uzun bir süre görüşmedik. En son, babasından onun San Francisco&#8217;ya gittiğini ve aşçı olmayı düşündüğünü öğrendim. Bu arada birçok kötü ilişkiden sonra nihayet harika bir adamla evlenmiştim. Çok zeki bir adamdı ama artık daha olgun olduğum için bu sorun olmuyordu.</p>
<p>Daha önceki erkek arkadaşlarımdan sadece Bruce&#8217;u hatırlıyor ve özlüyorum. Mutlu olmasını çok isterim. O bunu çok hak ediyor. Birçok açıdan bugünkü kişiliğimi ona borçlu olduğumu düşünüyorum. Onun sayesinde hayatta sinemalar, patlamış mısır ve dedikodudan başka şeyler olduğunu da öğrenmiştim. Kendi özümü tanımamı ve yazı yeteneğimi fark-etmemi de o sağlamıştı.</p>
<p><strong>Yazan:</strong>Diana L. Chapman</p>
<p><strong>Kitabın Adı:</strong>T.S.Ç</p>
<p><strong>Kitabın Yazarı:</strong>Jack Canfield / Mark Victor Hansen / Jennifer Read Hawtgorne / Marci Shimoff</p>
<p><strong>Yayın Evi:</strong><a href="http://www.hyb.com.tr/" target="_blank">HYB Yayıncılık</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaksi.net/?feed=rss2&amp;p=619</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevgi</title>
		<link>http://www.kaksi.net/?p=617</link>
		<comments>http://www.kaksi.net/?p=617#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Mar 2010 15:45:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Faruk KAKŞİ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaksi.net/?p=617</guid>
		<description><![CDATA[Bir Polonya filminde Nazi Dönemi anlatılıyordu&#8230;
Nazi komutanı güzel bir evi komutanlık merkezi
yapmıştı. Evin güzel sahibesi üst kata çıkmıştı ve az
görünüyordu. Komutan bu kadına aşık olduğunu anladı ve
aralarında şöyle bir konuşma geçti:
- Madam, aşkımız beni zayıf düşürüyor&#8230;
- Hayır komutan, sevginiz sizi insan yapıyor&#8230;

İnsan ruhu da doğanın bir parçasıdır ve doğa gibi boşluk kabul etmez&#8230;
İçinde sevgiyi barındıramayan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir Polonya filminde Nazi Dönemi anlatılıyordu&#8230;</p>
<p>Nazi komutanı güzel bir evi komutanlık merkezi<br />
yapmıştı. Evin güzel sahibesi üst kata çıkmıştı ve az<br />
görünüyordu. Komutan bu kadına aşık olduğunu anladı ve<br />
aralarında şöyle bir konuşma geçti:</p>
<p>- Madam, aşkımız beni zayıf düşürüyor&#8230;<br />
- Hayır komutan, sevginiz sizi insan yapıyor&#8230;<br />
<span id="more-617"></span><br />
İnsan ruhu da doğanın bir parçasıdır ve doğa gibi boşluk kabul etmez&#8230;</p>
<p>İçinde sevgiyi barındıramayan insan nefretle dolar ve insanlıktan uzaklaşır&#8230;</p>
<p>Nefret etmeden birine kötülük yapamazsınız&#8230;</p>
<p>Nefret etmeden birini öldüremezsiniz&#8230;</p>
<p>Nefreti içinde barındırmak isteyen insan önce kendisinden nefret etmek zorundadır&#8230;</p>
<p>İçinde nefreti yaşatan insan yüreğindeki sevgiyi kovmuştur. Artık onu bulması çok zordur ve bunun ağır bedelini ödeyecektir&#8230;</p>
<p>Sevgisizlik ağır bir yüktür ve insan bundan kurtulmak için çok kötü şeyler yapar&#8230;</p>
<p>Acımak sevgi değildir, üstünlüğün kabulüdür&#8230;</p>
<p>Hoşgörü sevgi değildir, istemediğine katlanmaktır&#8230;</p>
<p>Bağımlılık sevgi değildir, gereksinmenin karşılanmasıdır&#8230;</p>
<p>Sevgi değer vermesini bilmektir&#8230;</p>
<p>Sevgi yaşama hakkını kabul etmektir&#8230;</p>
<p>Sevgi varolmaktan kıvanç duymaktır&#8230;</p>
<p>Sevgi birlikte olmaktan kıvanç duymaktır&#8230;</p>
<p>Sevgi eşitliğin duyumsanmasıdır&#8230;</p>
<p>Sevgi bütün yapay ayrımların hayattan çıkarılmasıdır&#8230;</p>
<p>Sevgi bilinçtir&#8230;</p>
<p>Sevgi insan olmaktır&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaksi.net/?feed=rss2&amp;p=617</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Aşk Hikayesi</title>
		<link>http://www.kaksi.net/?p=615</link>
		<comments>http://www.kaksi.net/?p=615#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Mar 2010 15:44:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Faruk KAKŞİ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaksi.net/?p=615</guid>
		<description><![CDATA[Moses Mendelssohn hiç yakışıklı bir adam değildi. Çok kısa boyunun olmasının yani sıra, çok garip bir de kamburu vardı. Moses Mendelssohn, günün birinde Hamburg&#8217;da yasayan bir işadamını ziyarete gitti. İşadamının, Frumtje adında çok güzel bir kızı vardı. Moses,bu güzel kıza umutsuz bir aşkla tutuldu. Fakat güzel kız onun çirkin görüntüsünden ürkmüştü. O nedenle, değil onun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Moses Mendelssohn hiç yakışıklı bir adam değildi. Çok kısa boyunun olmasının yani sıra, çok garip bir de kamburu vardı. Moses Mendelssohn, günün birinde Hamburg&#8217;da yasayan bir işadamını ziyarete gitti. İşadamının, Frumtje adında çok güzel bir kızı vardı. Moses,bu güzel kıza umutsuz bir aşkla tutuldu. Fakat güzel kız onun çirkin görüntüsünden ürkmüştü. O nedenle, değil onun sevgisine karşılık vermek, yüzüne bile bakmak istemiyordu.<span id="more-615"></span></p>
<p>Ayrılma zamanı geldiğinde Moses, güzel kızın üst kattaki odasına çıktı ve tüm cesaretini toplayarak onunla son kez konuşma girişiminde bulundu. Kızın güzelliği öylesine olağanüstüydü ki, bir an için onun cennetten geldiğini bile düşündü. Fakat kızın, başını kaldırıp da yüzüne bakmamaktaki direnci, Moses&#8217;i çok üzdü.</p>
<p>Güçlükle başarabildiği konuşması sırasında çirkin aşık, bu güzel kıza bir soru sordu: &#8220;Evliliklerin kutsal bir özelliği olduğuna inanır mısınız?&#8221; dedi. &#8220;Elbette&#8221; diyerek yanıtladı güzel kız ve gözlerini yine kaldırmayıp Moses&#8217;in yüzüne yine bakmadan, kendi de ona bir soru sordu: &#8220;Peki ya siz?&#8221;dedi.&#8221;Siz inanır mısınız buna?&#8221; Moses bir an bile duraksamadı: &#8220;Evet,ben de inanırım&#8221; dedi ve ekledi:&#8221;Biliyor musunuz? Her erkek çocuğu doğduğunda Tanrı,onun evleneceği kızı belirlermiş. Benim doğumumda da, benim evleneceğim kız belirlenmiş ve bana &#8216;Senin karın kambur olacak&#8217; demiş. O zaman ben bir istekte bulunmuşum Tanrı&#8217;dan. &#8216; Tanrım, kambur bir kadın bir trajedi olur. Lütfen onun kamburluğunu bana ver ve onu güzel bir kadın yap&#8217; demişim.&#8221;</p>
<p>Moses&#8217; in bu sözlerinden sonra Frumtje gözlerini yerden kaldırdı, onun gözlerinin içine baktı ve elini uzatıp, Moses&#8217; in elini tuttu.Ve daha sonra da onun, sevgili eşi oldu. Bu anlattığımız bir &#8220;peri masalı&#8221; değil, ünlü Alman besteci Mendelssohn&#8217;un büyükbabası ile büyükannesinin evlenmelerinin öyküsüdür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaksi.net/?feed=rss2&amp;p=615</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevgi: Yaratıcı Güç</title>
		<link>http://www.kaksi.net/?p=612</link>
		<comments>http://www.kaksi.net/?p=612#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Mar 2010 15:43:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Faruk KAKŞİ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaksi.net/?p=612</guid>
		<description><![CDATA[Bittiğiniz her yere sevgi götürün: ilkönce kendi yuvanıza. Çocuklarınıza, karınıza, kocanıza, yan komşunuza sevgi verin&#8230; Hiç kimsenin yanınızdan mutsuz ve kötü ayrılmasına izin vermeyin. Tanrının zarafetinin yaşayan bir örneği olun; yüzünüzden, gözlerinizden, gülüşünüzden ve selâmınızdan zarafet eksik olmasın.
Rahibe Teresa
Bir üniversite profesörü sosyoloji dersinde öğrencilerini gecekondu mahallesine gönderip, orada yaşayan 200 genç üzerinde olgu araştırması yapmalarını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em>Bittiğiniz her yere sevgi götürün: ilkönce kendi yuvanıza. Çocuklarınıza, karınıza, kocanıza, yan komşunuza sevgi verin&#8230; Hiç kimsenin yanınızdan mutsuz ve kötü ayrılmasına izin vermeyin. Tanrının zarafetinin yaşayan bir örneği olun; yüzünüzden, gözlerinizden, gülüşünüzden ve selâmınızdan zarafet eksik olmasın.</em></p>
<p><em>Rahibe Teresa</em></p>
<p style="text-align: justify;">Bir üniversite profesörü sosyoloji dersinde öğrencilerini gecekondu mahallesine gönderip, orada yaşayan 200 genç üzerinde olgu araştırması yapmalarını istemişti. <span id="more-612"></span>Öğrencilerinden her bir gencin geleceği konusunda değerlendirmede bulunmalarını istemişti. Öğrenciler her bir olgu için &#8220;Hiç şansı yok&#8221; yorumunda bulunmuşlardı. Yirmi beş yıl sonra başka bir sosyoloji profesörünün karşısına aynı çalışma çıkmıştı. Profesör öğrencilerinden bu gençlerin akıbetinin ne olduğunu öğrenmelerini istedi. Öğrenciler, yöreden taşınan veya vefat eden 20 gencin dışında ulaşabildikleri 180 gençten 176 tanesinin doktor, avukat ve işadamı olarak pek de sıradan olmayan başarılar elde ettiklerini buldular. Oldukça şaşıran profesör olayın üzerine gitmeye karar verdi. Şans bu ya, araştırma konusu olan gençlerin hepsi civarda yaşıyordu. Profesör gençlerin hepsine, &#8220;Başarınızı neye borçlusunuz?&#8221; sorusunu yöneltti. Gençlerin hepsinin de yanıtı &#8220;Öğretmenimize&#8221; oldu.</p>
<p>Öğretmen hâlâ yaşıyordu. Profesör öğretmenin yerini buldu. Yaşlı ama dinç kadına bu gençleri gecekondudan başarıya götüren yolda nasıl bir sihirli formüle sahip olduğunu sordu.</p>
<p>Öğretmenin gözleri parıl parıl oldu. Dudaklarında hafif bir gülümsemeyle, &#8220;Çok basit&#8221; diye yanıtladı, &#8220;Bu çocukları sevdim.&#8221;</p>
<p><strong>Yazan:</strong>Eric Butterworth</p>
<p><strong>Kitabın Adı:</strong>T.S.Ç Yüreğinizi Isıtacak Öyküler</p>
<p><strong>Kitabın Yazarı:</strong>Jack Canfield / Mark Victor Hansen</p>
<p><strong>Yayın Evi:</strong><a href="http://www.hyb.com.tr/" target="_blank">HYB Yayıncılık</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaksi.net/?feed=rss2&amp;p=612</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
