Tepelerdeki bulutlar kararmıştı. Tepelerden aşağı doğru yayılan ağaçlar ve yeşilliklerdeki hareketlilik uzaktan dahi belli olabiliyordu. Çatık kaşların altındaki bir çift yorgun göz, onları başka bir tepeden süzüyordu. Sert bir rüzgar esti, yaşlı adamın şapkasını başından alırcasına… aceleyle şapkasını başına bastırdı. Diğer elindeki değneği ile de pelerinin savrulmasını engelledi. Sert bir rüzgar daha esti ve yaşlı adam geri doğru savruldu. Arkasından gelen bir gurup elf’ti ve onları görünce doğruldu. Onlara doğru dönüp tebessümle “buralara sert, bir o kadar da soğuk rüzgarlar ve elf habercileri uğramayalı çok oldu” dedi. Bir rüzgar daha esti ve pelerinini ziyaretçilerine doğru savurdu. Zaptetmekte zorlandı ama gülümseyerek çekiştirdi kendini tekrar tebessüm ederek “hoş geldiniz, umarım iyi haberler getirdiniz..” dedi ve bir eliyle biraz ilerideki taştan yapılmış oturakları işaret ederek “buyurun şuraya kadar yürüyelim” dedi. Gelen 3 habercinden ortadaki “selam sana kudretli Nympathia, size elf şehri asgadan nice haberler getirdik” diyerek onu selamladı ve yürüyüşüne katıldı. Diğer iki haberci onları arkasından izliyordu. Yaşlı adam Nympathia bir kolunu elf habercisinin arkasına doğru uzatarak onunla samimi bir şekilde konuşmaya başladı.

Makaleyi Oku »