Büyük Ed

| 20 Ağustos 2009

İdarecilik üzerine seminer vermeye gittiğim şehirde beni karşılayan küçük bir grup bir sonraki gün konuşma yapacağım insanlar hakkında bilgi vermek amacıyla beni akşam yemeğine götürdüler.

Grubun lideri Büyük Ed adındaki epeyce kalın sesli iri yarı bir adamdı. Yemekte bana oldukça büyük uluslararası bir şirkette sorunları yok etme görevini üstlendiğini anlattı. Bazı ek bölümleri ve şubeleri gezip iş başındaki yönetimin çıkardığı sorunları elemeye çalışıyordu.

“Joe” dedi böbürlene böbürlene “Yarını gerçekten iple çekiyorum. Çünkü herkesin senin gibi birini dinlemeye ihtiyacı var. Benim tarzımın doğru olduğunu anlayacaklar.”

Gülümsedim. Ertesi günün onun beklediğinden farklı olacağını biliyordum.

Ertesi gün seminer boyunca gayet pasif bir şekilde oturdu ve seminer biter bitmez benimle bir tek kelime bile konuşmadan oradan ayrıldı.

Üç yıl sonra yine hemen hemen aynı gruba bir başka seminer vermek üzere aynı şehre gittim. Büyük Ed de oradaydı. Saat on gibi karşıma dikildi ve olanca sesiyle “Joe, bu insanlara bir şey söyleyebilir miyim?” diye sordu.

“Evet” diye sırıttıktan sonra, “Senin kadar büyük olduktan sonra herkes istediğini söyleyebilir” dedim.

Büyük Ed, “Hepiniz beni tanıyorsunuz. Bazılarınız bana ne olduğunu da biliyor. Bunu hepinizle paylaşmak istiyorum. Joe, sanırım konuşmam bittiğinde beni takdir edeceksin.”

“Gerçekten ayaklan yere basan, sert insanlar olabilmemiz için yakınımızdaki insanlara onları sevdiğimizi söylememizi önerdiğini duyduğumda, bunun bir saçmalık olduğunu düşünmüştüm. Sen sertliğin deri gibi ve zorluğun granit gibi olduğunu söylemiştin. O yüzden de sert birinin açık, disiplinli, esnek ve dirençli olması gerektiğini belirtmiştin. Oysa ben sevginin bununla ne ilgisi olduğunu anlayamamıştım.”

“O gece oturma odasında karımın karşısında otururken hâlâ senin kelimelerini düşünüyordum. Karıma onu sevdiğimi söyleyebilmem için nasıl bir cesarete ihtiyacım vardı? Bunu herkes yapamaz mıydı? Sen ayrıca bunun yatak odasında olmaması ve gün ışığında olması gerektiğini söylemiştin. Kendimi, söze başlamak üzere sesimi kontrol ederken,,, bir de durdururken buldum. Karım yüzüme baktı ve ne söylediğimi sordu. ‘Hiçbir şey söylemedim’ yanıtını verdim. O anda aniden yerimden kalktım, karıma doğru yürüdüm, hiddetle elindeki gazeteyi aldım ve ‘Alice, seni seviyorum’ dedim. Birkaç dakika şaşkınlık içinde bakındı. Sonra gözleri yaşla doldu ve ‘Ed, ben de seni seviyorum. Ama sen yirmi beş yıldır bunu ilk defa söylüyorsun.’ dedi.”

“Birlikte sevginin sorunları nasıl hallettiği üzerine biraz sohbet ettik. O anda birden bire New York’taki oğlumu aramaya karar verdim. Aramızda iyi bir iletişim yoktu. Telefonda ona ulaşınca, ‘Oğlum, şimdi alkollü olduğumu düşüneceksin, ama içimden seni aramak ve sana seni ne kadar sevdiğimi söylemek geçti.’ dedim.”

“Bir sessizlik oldu. Daha sonra oğlum sessizce, ‘Baba böyle olduğundan emindim, ama bunu kulaklarımla duymak beni çok sevindirdi. Benim de seni sevdiğimi bilmeni istiyorum.’ dedi. Güzelce bir sohbet ettikten sonra San Francisco’da yaşayan küçük oğlumu aradım. Ona da aynı şeyi söyledim ve sonuçta onunla da o ana kadar başaramadığımız kadar hoş bir sohbet ettik.”

O gece yatağımda uzanırken, senin idarecilikle ilgili söylediğin her şeyin ne kadar anlamlı olduğunu ve bunları gerçek hayata aktarmanın mümkün olduğunu ve sevgiyle de gerçekten ilişkili olduklarını düşündüm.”

“Bu konuda kitaplar okumaya başladım. Joe, şüphesiz bu konuda herkesin söyleyeceği bir şey vardır. Ben sevginin iş ve ev yaşantıma katkılarını birer birer fark etmeye başladım.”

“Burada bulunanların çoğunun bildiği gibi ben çalıştığım iş arkadaşlarıma davranışlarım açısından oldukça değiştim, insanları dinlemeye, onlara gerçekten kulak vermeye başladım, insanların zayıf yönlerinden çok, iyi yönleriyle ilgilenmeye başladım. Güven kazanmalarına yardımcı olabilmeyi keşfettim. Belki de bunlardan en önemlisi insanlara sevgi ve saygı göstermenin en mükemmel yolunun birlikte ortaya çıkarılmış hedeflere ulaşırken güçlü taraflarını kullanmalarını beklemek olduğunu fark ettim.”

“Joe, ben sana ancak böyle teşekkür edebilirim. Uygulamada başarılı oldum ki beni şirketin genel müdür yardımcısı yaptılar. Şimdi beni gerçek liderleri olarak görüyorlar. Evet, baylar şimdi bu beyefendiyi bütün kalbinizle dinleyebilirsiniz!”

Yazan:Joe Batten

Kitabın Adı:T.S.Ç Yüreğinizi Isıtacak Öyküler

Kitabın Yazarı:Jack Canfield / Mark Victor Hansen

Yayın Evi:HYB Yayıncılık

Kategori: Hayatın İçinden

Yazar Hakkında ()

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.