Yapıcıları Takdir Etmek Gerekir

| 18 Şubat 2017 | yorumlar

Asrımızda Elektrik, Kimya ve Hayvancılık kollarında görülen inkişaflar önemli olmakla beraber, bunlar insanların tarihi devirlerinden çok evvel başlayarak adım adım ulaştıkları ilerlemeler ile kıyaslanamaz. Misal olarak; lisanların gelişip terakki etmesini, ateş yakılmasını, tarla sürülmesini, tekerleğin icadını, dokuma tezgâhını, çömlekçilik ve madeni aletlerin imal edilmesini ele alalım.

Çok eski zamanların iptidai devirlerinde tabiat dikkatle incelenirken, bazı bitkilerin şifa veren hassaları anlaşılmış ve hububat ekimi için en elverişli tohumlar keşfedilmiştir. Çevredeki hayvanların incelenmesi ile ipekböceğinden file kadar faydalı olanlar seçilerek evcilleştirilmeye başlanmıştır. Bu günün geniş ilim dünyası bütün araştırmalarına rağmen, bunlara ilave edilecek yeni şeyler keşfedemedi.

Atalarımız silah, alet ve edevat yapmaya yavaş yavaş giriştiler; kayıtlar ve evler yaparak çok önemli birçok zanaat çeşitleri ortaya çıkardılar. Ticareti genişleterek sulhsever milletler arasındaki münasebetleri arttırdılar. Seneler boyunca yetişen nesiller babadan oğula, anneden kıza, ustadan çırağa devredilen bilgi ve beceriyi biraz daha geliştirmeye ve ilerletmeye çalıştılar. Bilim sahasında gece gündüz devam eden çalışmalar içimizdeki ve çevremizdeki mevcut esrarı çözmek, karanlığı biraz olsun aydınlatmak ve beşeriyete yeni imkânlar sunmak içindi. Binlerce seneye gömülü olan bu sonsuz uğraşıda muazzam ve şerefli bir mazi gizlidir.

Dünyadaki tüm milletlerde çalışmalar aynı şekilde devam ediyor. Hepsinin yolu yöntemi birbirine benziyor. Kimi ileride ve kimi daha henüz başlangıçtan ayrılmış durumdadır. Çok ileride olanlar bazen durur veya önlerine çıkan engeller yüzünden yavaşlarlar; bu sefer de geride kalanlar onları geçerler. Beyaz ırkı devrimizin önderliğini yapmaktadır. Fakat bunun devam edip etmeyeceği belli değildir.

300 sene evvel İsviçre’de yaşayan kavimler göllerde kazıklar üzerine kurdukları evleri henüz terk etmişken, Çinliler mükemmel mabetler inşa ediyor, Avrupalıların sırlarını ancak birkaç yüz yıl önce çözebildikleri sanatları ve yazı yazmasını biliyorlardı. Onların kültürleri, neden sonra, dolambaçlı yollardan dünyanın bu tarafına tesir ederek medeniyette geri kalmışlara yeni şeyler öğretti. Diğerlerini Avrupalılar kendileri icat ettiler. Esas itibariyle Matematik, Fizik ve Kimya sahalarında yapılan keşifler beyaz ırkın son zamanlardaki başarılarını sağlamıştır.

Bir kavimin tarihi, bulunan en eski kitabelerinin okunması ile başlar. Çinli, Hintli, Mısırlı, Yunanlı ve Romalılar gibi kültürlü milletler, üç dört bin sene evvel yazı yazdıkları için hayatları, kabiliyet ve düşünceleri hakkında birçok bilgi edinmek mümkündür. Fakat onların vahşilikten yavaş yavaş çıkarak yüksek kültürlerine nasıl eriştikleri suali cevapsız kalacak sanılıyordu. Ancak imkansız görülen şey hakikat olmuştur. Bu gün tarihten önce yaşayanlar hakkında yeter bilgimiz vardır. Birkaç sene önce, çevresinde münakaşalar cereyan eden bahisler açıklanmıştır. Bu nasıl mümkün oldu? Bilginler toprağı kazarak çıkardıkları eserleri dikkatle inceleyip karanlıklara gömülü kalmış insanlık tarihini okumaya muvaffak olmuşturlar. Herkes için kıymetli olmayacak parçalardan bilginler çeşitli bilgiler edindiler. Kazı sahalarında ele geçen hayvan kemikleri, bitki kalıntıları hatta vakti ile dikilmiş veya kendiliğinden yetişmiş çiçek tozlarından o bölgenin geçmiş hayat şartlarını öğrendiler.

Bilhassa eskiden medeniyet merkezi olan memleketlerde şimdi ilmi kazılar yapılmaktadır. Bu sayede tarihten önceki dönemler aydınlatılmakta, ortaya bir çok kıymetli binalar, heykeller, sanatkârane yapılmış eşya ve delillerden binlerce sene önceki insanların zeka bakımından da bizden aşağı olmadıkları ortaya çıkmıştır. Bilim ve teknik safhasında değilse bile sanat bakımından çok ilerideydiler. Bu günkü fevkalade parlak ilerlemede onların hisseleri oldukça büyüktür. Zira sağlam temeller kurmuşlardır. Önemli buluşlarda deha sahibi, ilk fikri ortaya atarak uygulayandır. İlerde gelişme ne kadar kıymetli olursa olsun, hakiki başarı ilk icat edenindir. Gramofonu icat eden Edison’un ilk iptidai aleti, basitliğine rağmen, bu günkü mükemmel makinelerin yanında değerini tamamen korumaktadır. Ses ve müziği istendiğinde aksettirecek aletin icadı bu ilk model sayesinde gerçekleşmiştir. Tarihteki diğer keşif ve icatlar da aynı manayı taşıdığından ileride okuyacaklarınızın da layık oldukları şekilde takdir edileceğini ümit ediyoruz.

Dedelerimizin insanlığa yaptıkları hizmetin büyüklüğü karşısında onların hatıralarına hürmet borcumuzdur. Muhtelif milletlerin aralarındaki münasebet dolayısıyla birbirlerine ne derece müteşekkir olduklarını ne kadar uğraşsak layığı ile ifade edemeyiz. Milletleri uzak veya yakın, hepsi  de dostça geçinmelidir. Sulh içinde yaşamalıdırlar.

TAŞ DEVRİNDEKİ İNSANLAR BASİT BİR ALETİ HAYRANLIKLA SEYREDİYORLAR

El ve Kol kuvvetini arttırmak için meydana getirilip kullanılan aletler, insan zekasının büyük bir başarısı, terakkinin başlangıcı ve makineye doğru ilk adımdır. Bunlar evvela tahta, kemik, boynuz ve taştan, sonraları sırası ile bakır, bronz ve demirden yapılamaya başlanmıştır.

 

Kaynak : Keşifler ve İcatlar Ansiklopedisi – Doğan Kardeş Yayınları

Etiketler: , , , , ,

Kategori: Tarihi

Yazar Hakkında ()

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Connect with Facebook