Taksi Şoförü

| 18 Ağustos 2009

Geçen gün New York’taydım. Arkadaşımla taksiye binmiştik. Taksiden inince arkadaşım şoföre “Teşekkür ederiz. Çok iyi araba kullandınız.” dedi.

Taksi şoförü birkaç dakika adeta dondu kaldı. Sonra da “Siz bilge kişi filan mısınız?” dedi.

“Hayır, sevgili bayım. Üstelik size yağ da yapmıyorum. Bu derece yoğun bir trafikte böyle serinkanlı hareket etmenizi takdir ediyorum.”

Taksi şoförü “Ya, öyle” dedi ve gaza basıp gitti.

“Bütün bunlar nesi?” diye sordum.

“New York’a sevgiyi geri getirmeye çalışıyorum.” diyerek yanıtladı arkadaşım. “Bu şehri başka hiçbir şey kurtaramaz.”

“Bir tek insan koca New York’u nasıl kurtarabilir?”

“Bir tek insan değil. Sanırım ben taksi şoförünün gününü aydınlattım. Bugün 20 müşteri aldığını düşün. Sadece bir insan ona iyi davrandı diye yirmisine de iyi davranacak demektir. O müşteriler de çalıştırdıkları elemanlarına, tezgâhtarlara, garsonlara ve hatta ailelerine iyi davranacaklardır. Böylece, iyilik ve iyi niyet yaklaşık bin kişiye sıçramış olacak. Bu da kötü değil sanırım?”

“Ama sen iyi niyet aktarımını sadece taksi şoförüne bağlamış oluyorsun.”

“Ben buna güvenmiyorum. Ben bu sistemin yürümeyeceğini düşünerek bugün en az on kişiyi hedef olarak belirliyorum. Eğer bu on kişiden üçünü mutlu edebilirsem, böylece yaklaşık üç bin kişiyi etkileyebileceğimi düşünüyorum.”

“Bu kâğıt üzerinde iyi görünüyor. Oysa pratikte işlemeyebilir.” şeklinde bir yaklaşım gösterdim.

“İşe yaramadığı takdirde kaybedilen bir şey yok. Bu adama iyi iş yaptığını söylemek benim zamanımı almadı. Bunun için ona ne daha fazla, ne de daha az bahşiş verdim. Eğer sağırlara hitap ediyorsam, yapılacak bir şey yok demektir. Yarın başka bir taksi şoförünü mutlu etmeye çalışacağım.”

“Sen çılgının birisin.”

“Bu senin ne kadar alaycı olabileceğini gösteriyor. Ben bu konuda çalışma yaptım, işçilerimiz açısından eksik olan, şüphesiz paranın yanı sıra, onlara kimsenin ne kadar iyi çalıştıklarını söylememesiydi.”

“Ama iyi çalışmıyorlar!”

“iyi çalışmıyorlar, çünkü kimsenin iyi çalışıp çalışmadıklarını aldırdığını düşünmüyorlar. Neden biri çıkıp onlara kibar bir çift lâf etmesin?”

O sırada bir inşaatın yanından geçiyorduk. Beş işçi oturmuşlar öğle yemeklerini yiyorlardı. Arkadaşım durdu ve “Harika bir iş başarmışsınız. Zor ve tehlikeli bir iş olmalı.” dedi. işçiler arkadaşıma şüphe içinde baktılar. “Ne zaman bitecek?” içlerinden biri “Haziran” diye mırıldandı. “Bu harika. Gurur duyuyor olmalısınız.”

Oradan uzaklaştık. “The Man From LaMancha’dan beri senin gibi birini görmedim.” dedim.

“Bu adamlar söylediklerimi sindirdiklerinde kendilerini daha iyi hissedecekler. Böylece mutluluklarından bu şehir yarar sağlayacak. “

“Bunu tek başına başarman mümkün değil.” diyerek karşı çıktım. “Sen bir tek insansın.”

“En önemlisi insanın cesaretinin kırılmaması. Şehirdeki insanları mutlu etmek kolay bir iş değil, ama bunu birlikte yapabileceğim insanların sayısını arttırabilirsem…”

“Son derece sade bir kadına göz kırptın.” dedim.

“Evet, biliyorum.” diye yanıtladı. “Eğer öğretmense, sınıfındaki çocuklar bugün harika bir gün geçirecekler demektir.”

Yazan:Art Buchwald

Kitabın Adı:T.S.Ç Yüreğinizi Isıtacak Öyküler

Kitabın Yazarı:Jack Canfield / Mark Victor Hansen

Yayın Evi:HYB Yayıncılık

Kategori: Hayatın İçinden

Yazar Hakkında ()

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.