Yürekten Sözler

| 15 Ağustos 2009

Mezar taşının üzerine dökülen en acı gözyaşlarının nedeni, söylenmemiş sözler ya da tamamlanmamış işlerdir.

Harriet Beecher Stowe

Pek çok insan o “iki “sözcüğü işitmek ister. Arada sırada işittiklerinde ise, zamanlama çok iyidir.

Connie ile, gönüllü olarak çalıştığım hastaneye yattığı gün tanıştım. Connie sedyeden yatağına yatırılırken, eşi Bili yanındaydı. Connie kansere karşı verdiği savaşın son evresinde olmasına karşın, hâlâ çok neşeli ve canlıydı. Yatağına yerleştirdik. Kullanacağı tüm eşyaların üzerine ismini yazdıktan sonra, kendisine başka bir ihtiyacının olup olmadığını sordum.

“Evet,” dedi, “lütfen televizyonu nasıl kullanacağımı gösterir misiniz? Pembe dizileri çok severim ve izlediğim dizileri kaçırmak istemiyorum.” Connie romantik bir insandı ve pembe dizilere ve aşk konulu romanlara ve filmlere bayılıyordu. Aramızdaki dostluk ilerledikçe, bana 32 yıl boyunca kendisine sürekli “aptal kadın” diyen bir erkekle evli olmanın ne denli can sıkıcı olduğunu dile getirdi.

“Bili’in beni sevdiğini biliyorum;” dedi, “ama, bana ne beni sevdiğini söyledi, ne de sevgi sözleri yazılı bir kart gönderdi.” içini çekti ve hastanenin bahçesindeki ağaçlara baktı. “Bana ‘Seni seviyorum’ demesi için neler vermezdim, ama bu, doğasına aykırı.”

Bili ise her gün Connie’yi ziyarete geliyordu. Önceleri, Connie televizyondaki pembe dizileri izlerken, o da yatağının ayak ucunda oturuyordu. Daha sonraki günlerde, Connie daha uzun saatler uyumaya başlayınca, odanın dışındaki koridorda aşağı yukarı yürümeye başladı. Çok geçmeden, Connie artık hiç televizyon izleyemez oldu. Artık uyanık geçirdiği süreler, dakikalarla ölçülür olmuştu. Ben ise vaktimin çoğunu Bili ile geçiriyordum.

Bana marangoz olduğunu ve balık tutmaktan zevk aldığını anlattı. Hiç çocukları olmamış, ama Connie bu amansız hastalığa yakalanana kadar, birlikte emekliliğin tadını çıkarmışlar ve çok seyahat etmişler. Bili, eşinin yavaş yavaş ölüme yaklaştığı gerçeği karşısında, duygularını bir türlü dile getiremiyordu.

Bir gün kafeteryada birlikte kahve içtikten sonra, konuyu kadınlara ve biz kadınların yaşamlarında romantizme ne denli gereksinim duyduğumuza, eşimizden romantik kartlar ve aşk mektupları almaktan ne kadar hoşlandığımıza getirdim.

“Connie’ye kendisini sevdiğini söyler misin hiç?” diye sorduğumda (vereceği yanıtı biliyordum), bana çıldırmışım gibi baktı.

“Söylememe gerek var mı?” dedi, “Kendisini sevdiğimi biliyor! ”

“Elbette biliyor.” dedim ve uzanıp elini tuttum. Elleri sertti, bir marangozun ellerinin olması gerektiği gibi. Tutunacağı tek şey elindeki fincanmış gibi sıkı sıkıya yapışmıştı fincana. “Ama Bili, onu sevdiğini, bunca yılın senin için ne anlama geldiğini bilmek ister. Lütfen düşün bunları.”

Birlikte Connie’nin odasına doğru yürüdük. Bili odaya girdi ve ben başka bir hastayı ziyarete gittim. Daha sonra, Bill’in eşinin yatağının kenarında oturduğunu gördüm. Connie’nin elini tutuyordu. O gün 12 Şubat’tı.

İki gün sonra, öğle üzeri hastaneye gittim. Bili koridorun duvarına yaslanmış, gözlerini yere dikmişti. Connie’nin sabah 11:00’de öldüğünü başhemşireden öğrendim.

Bili beni görünce yanıma geldi ve bana sarıldı. Bütün bedeni titriyordu ve gözleri yaş içindeydi. Sonra, sırtını duvara yasladı ve derin bir nefes aldı.

“Sana bir şey söylemem gerek” dedi. “Ona söyledikten sonra kendimi çok iyi hissettim.” Sustu ve burnunu temizledi. “Söylediklerini uzun uzun düşündüm ve bu sabah ona, kendisini ne kadar çok sevdiğimi, onunla evli olmaktan ne kadar mutlu olduğumu söyledim. Ne kadar güzel gülümsediğini görmeliydin!”

Connie’ye veda etmek için odasına girdim. Başucundaki komodinin üzerinde Bili’in yazmış olduğu bir Sevgililer Günü kartı duruyordu. Hani şu bildiğiniz, üzerinde “Sevgili Kanma… Seni Seviyorum” yazanlardan.

Yazan:Bobbie Lippman

Kitabın Adı:T.S.Ç. Kadınların Yüreğini Isıtacak Öyküler

Kitabın Yazarı:Jack Canfield/ M. victor Hansen/ J. Read Hawthorne/ Marci Schimoff

Yayın Evi:HYB Yayıncılık

Tags:

Category: Hayatın İçinden

About the Author ()

Comments are closed.