“Severek asla bir şey kaybetmezsiniz. Ama hiçbir şey yapmadan durursanız, her zaman kaybedersiniz.”
Barbara De Angelis
Onu ilk gördüğüm günü asla unutamam. Susie Summers (büyüyü korumak için isim değiştirildi) bir rüya gibiydi. Pırıl pınl parlayan gözleri, sıcacık gülümsemesi ile kendisini tanıyan insanları (özellikle erkekleri) müthiş etkiliyordu.
Fiziksel güzelliği de büyüleyici olmasına rağmen ben onu her zaman gözle görülmeyen erdemleri nedeni ile hatırlayacağım. İnsanların dertlerini dert edinir ve onları hiç şikâyet etmeden dinlerdi. Mizah anlayışı sayesinde gününüzü şenlendirir ve güç anlarınızda her zaman doğru sözcükleri bulup kendinizi iyi hissetmenizi, sağlardı. Hem kızlar, hem de erkekler ona bir yandan hayranlık, bir yandan da saygı duyarlardı. O ise inanılmayacak kadar mütevazi idi. Makaleyi Oku »
Onu lisenin bahçesinde yürürken kim görürse görsün mutlaka fark ederdi. Uzun boyu ve ince yapısı ile Bruce James Dean’i andırırdı. Saçını aynı onun gibi alnından geriye tarardı. Hararetle bir şey tartıştığı zamanlar kaşlannı çatardı. Kibar, düşünceli ve ince ruhluydu. Hiç kimseyi incitemezdi.
Bense ondan korkuyordum.
Pek de akıllı olduğunu söyleyemeyeceğim erkek arkadaşımdan, birçok kez ayrılıp barıştıktan sonra nihayet kesin olarak ayrılıyordum ki bir sabah okula giderken Bruce ile karşılaştım ve birlikte yürümeye başladık. Kitaplarımı taşımama yardımcı oldu ve beni birkaç kez güldürdü. Ondan hoşlandım. Gerçekten hoşlandım.
Ondan korkmamın nedeni çok akıllı olmasıydı. Ancak sonunda, ondan daha çok kendimden korktuğumu anladım. Makaleyi Oku »
